10 Maddede Neden bir Tasarımcıyla Evlenmelisiniz?

10 Maddede Neden bir Tasarımcıyla Evlenmelisiniz?


Malum yaz geldi, hazır düğün sezonu da açılmışken; Creative Market ekibinden Stephen Palacino’nun bir tasarımcıyla evlenmenin avantajlarını konu alan yazısını sizler için derleyelim; sektördeki yalnızlara, gece evine kös kös dönen müzmin bekarlara bir umut ışığı yayalım dedik.

Stephen’ın 10 altın maddesini sıralamadan önce belirtelim ki biz halimizden memnunuz. Toplantılardan çıktığımızda “Hadi evimize dönelim!” derken ofisi kast eden, ikametgahı kalben Cihannüma’ya aldırmış patolojik seviyede işimize bağlı insanlarız. Ama yani olur da düşünen varsa bizimkilerden iyisini bulamaz, bunlar da teker teker sebepleridir.

Tabii koskoca ömür yalnız geçer mi? Geçmesin. Geçmez değil mi?

1. “Yastığım, battaniyem yok n’apsam?” gibi dertleriniz olmaz.

Başlık kendini gayet iyi açıklıyor aslında. Oradan buradan özenle alınmış -belki de yaptırılmış- türlü türlü desen ve renkte, süslü, “tatlış” yastıklar, örtüler ve nevresimlerle cıvıl cıvıl bir eviniz olur. Mağaza kataloglarında gördüğünüz, kurabiye kalıbından çıkmış gibi duran salonlarda takılma şansınız pek yoktur.

2. Renk nerd’ü olmanızda sakınca yok.

Duvarların boyası, perdelerin rengi derken bir de grinin binlerce tonu var. Hepsi için dilediğiniz kadar tartışabilirsiniz, artık mavi sadece mavi olmayacak. Ehm, bu iyi bir özellik olacaktı değil mi? Şöyle düşünün; karşınızda, bu tür konularda sizinle birlikte karar verecek, biraz tartışacak olsanız da sizin değer verdiğiniz konularda birlikte karar almak isteyecek biri var, değerini bilin.

3. Merak, yaratıcılık kadar güçlü bir olgudur.

Tasarımcı dediğin, işinde devamlı kendini yenilemek zorunda olduğu için hayatı da bu şekilde yaşar. Tekrar eden eylemleri beklentiler doğrultusunda yinelemek yerine hep yeni şeyleri denemeyi seçer. Bu sayede hayattan alacağınız tadın çeşitliliği artacak, bir ömür boyu tekdüzelikten uzak kalacaksınız. Bir restorana gidip menüdeki en ilginç yemeği tatmak, her yıl farklı yerlere tatile gitmek, bir nehirde iki kere yıkanmamak… Sanırım sonuncusu fazla oldu ama siz olayı kavramışsınızdır.

4. Reklam panoları en iyi arkadaşınızdır.

Sadece reklam panolarıyla sınırlamak yanlış olabilir. Görsel tasarımın her türlüsü üzerinden koyu geyiklere yelken açabilirsiniz. Tasarımcı adamın estetik anlayışı yıllar içinde gelişip bir karaktere sahip olur, böylece tasarımcının “şeyler”e olan bakış açısı da aynı doğrultuda özeldir. Fontundan görselin kalitesine, metin aralığının yanlışlığından renk kullanımına kadar her detay hakkında uzun süren sohbetler sizi bekliyor.

5. Seyahat etmek ve maceralar yaşamak kaçınılmazdır.

Yaratıcı kişiliğe sahip insanlar, öyle planlı programlı hareket edecek, eylemlerinin sonuçlarını planlayarak harekete geçecek karaktere pek sahip değillerdir. Hayatın ne kadar kısa olduğunu, her şeyin ne kadar çabuk değişip geliştiğinin farkında oldukları için istedikleri şeyi o an yaparlar, size de yaptırırlar. O hep planladığınız ama bir türlü bir tarafınızı kaldırıp yapamadığınız yurt dışı tatili de buna örnek olabilir, bir barista gibi kahve yapmayı öğrenmek de. Heves ve şevkleri tarafından yönetildikleri için de her işin altından kalkmayı isterler, genelde de başarırlar.

6. Tadilat, yapmaktan çekindiğiniz bir görev olmaktan çıkar.

İşin ustalı ve çatallı kısmını bir kenara bırakırsanız, tadilat sıkıcı ve zorunlu bir şey olmaktan çıkar. El beceriniz ve imkanlarınız dahilinde yaratıcılığınızı konuşturabileceğiniz, üzerine kafa yorarken eğlenebileceğiniz keyifli bir uğraşa dönüşür. Sonunda yine etrafı temizleyecek, ufak tefek hatalı sonuçlar elde edecek ve çok yorulacaksınız ama sizce de buna değmez mi?

7. IKEA

Her yıl evinize gelen kataloglardaki ürünlerden birinin tasarım aşamasına tanık olduğunuzu düşünün. İnandırıcı gelmiyor olabilir ama o katalogdaki insanlar da en az tasvir ettiğimiz eşiniz kadar gerçek ve ürünler de aynı şekilde ulaşılabilir durumdadır sonuçta değil mi?

8. Zaman sizden yanadır.

Tasarımcılar için zaman mevhumu biraz farklı ilerler. Yani saate baktıklarında onlar da bizimle aynı şeyi görürler ama saatin onlar için neyi işaret ettiği biraz muallaktır. Zaten sıradan bir hayatı yaşamıyorken saate o kadar çok bakmanın anlamı ne? Hani, her şeyin bir zamanı vardır derler ya, işte o zamanı bilmenize düşünmenize pek gerek kalmaz. Rahat olursunuz.

9. Önsezileriniz ve dinleme yetiniz güçlenir.

İşleri gereği müşterilerinin istediğini anlayabilme ve arzularına cevap verebilme konusunda zaman içerisinde üstün bir yeteneğe kavuştuklarından, sizi de aynı açık algıyla dinleyecekler ve anlamaya çalışacaklardır. Bu hayatınız boyunca başınıza gelecek birçok olay ve durum için de oldukça faydalı bir özelliktir. Karşınızda size ve düşüncelerinize her zaman kulak verecek, hayatınızı her daim kolaylaştırmaya çalışacak biri olduğunu düşünün.

10. Her şey detaylarla ilgilidir.

Gözlerinin piksel piksel olması, çalışırken en küçük detayı atlamamayı öğrenmesinden geliyor, bunu unutmayın. Bu sayede tişörtünüzdeki küçücük bir lekeyi alakasız bir mesafeden yakalamakla birlikte, bu ufak detayların içindeki güzelliği de bulup dışarı çıkarabilirler.

Kısacası doktora, avukata, CEO’ya gitmeyin, aman yaratıcılık ne güzel de demiyoruz. Hafif kaçıklık söz konusu yani, es geçmeyelim. Daha da Esra Erol’a bağlamayalım, kendimizi ağırdan satalım. Yine de bahçede her zaman yerimiz var, bekleriz efendim.

8
like
2
love
2
haha
0
wow
0
sad
2
angry