Android 5.0 Lollipop: Tam İnceleme

Android 5.0 Lollipop: Tam İnceleme


 

Akıllı telefonunuz ya da tabletinizin, bir kaç dakika içinde güncellenip, dramatik olarak farklı bir şekilde görüneceği, yeni ve havalı işlevler edineceği düşüncesi büyüleyicidir.. Bu yüzden işletim sistemi güncellemeleri tuhaf bir şekilde etkileyici olabilir ve Android’in 5.0-ya da Lollipop olarak bilinen- bu son güncellemesi de yazılımsal olarak doğumgününüzde bir çok hediyenin bulunduğu bir paketi açmaya benziyor. Nexus 9 için şu anda kullanılabilir olan ve onlarca mobil cihaz için de önümüzdeki günlerde gelecek olan bu sürüm, yeni ve taze bir tasarımla bir çok yeni özelliği birleştirir nitelikte. Google’ın “kablosuz topluluğa” verdiği bu son hediyeyi gelin birlikte açalım.

Androild 5.0 Lollipop

Artılar:

  • estetik açıdan güzel yeni tasarım
  • çok daha iyi bildirimler
  • çoklu kullanıcı desteği
  • performansta artış
  • akıllı kilit

Eksiler:

  • bazı kullanıcı arayüzleri kafa karıştırıcı olabiliyor
  • manzara modunda sınırlı çoklu yüzey desteği ve ayrık ekranlı çoklu işlemin yokluğu
  • bazı kullanıcılar kilit ekranında ekran widget’larının eksikliğinden yakınabilir
  • genel taslak, tab’lerle karmaşık bir görünüşe sahip

Özetle

Bugüne kadar geliştirilmiş en büyük Android güncellemesi olan Lollipop, hoş ve yeni bir tasarıma sahip. Ayrıca kullanıcı deneyimini iyileştiren tonla zekice hazırlanmış özelliği de beraberinde getiriyor.

 

 

Cihaz Uyumluluğu

Ne zaman bir Android güncellemesi çıksa, güncellemenin desteklediği cihazların listesi yaklaşık olarak her gün değişir. Üreticilerin yeni kodlama için çalışmaya başlaması, kendi arayüzleri ile birleştirmeleri(Samsung’un TouchWiz ve HTC’nin Sense ile verdiği mücadele), sonrasında da testlere tabii tutmaları ve operatörlere ulaştırmaları uzun zaman alan bir süreçtir. Bununla birlikte, iyi bir başlangıca sahip olduğumuzu düşünüyoruz; Nexus 6 ve 9 Lollipop’la birlikte geldiler ve güncelleştirmeler Nexus 4,5, 7 ve 10 için indirilebilir durumda. Motorola da Android 5.0’ı Moto X(2014) ve Moto G(2014) için yayınlamış durumda. Yakın zamanda LG G3’ün de güncellemeyi alacağını söyleyebiliriz.

Bu süre içinde Samsung’un üst segmente ait cihazlarının da Aralık ayı içinde güncellemeyi alacağı, HTC’nin de yine amiral gemisi cihazlarına, kodları edindikten sonraki 90 gün içerisinde ve Sony Z3 sahiplerinin de Lollipop için 2015 başlarını bekleyeceği dedikodular arasında. Eğer Nvidia Shield tableti edindiyseniz, 18 Kasım’da(bugün) Lollipop için şansınızı deneyin. Güncelleme yakın zamanda Google Play Edition cihazlarına da gelecek.

Tabii ki bu kısa listede cihazınız yer almıyorsa paniklemenize gerek yok. Bazı firmalar yol haritalarını hemen önünüze sermiyorlar, desteklenen cihazların listesi gün geçtikçe güncellenecek ve genişleyecektir.

 

 

Material Tasarım

Eğer son bir kaç aydır Android işletim sistemli bir cihaz kullandıysanız, Google’ın bir kısım aplikasyonunu taze-yine de aynı görünebilen- bir tasarımla yenilediğini fark etmişsinizdir. Bu bir tesadüf değil; Google üç yıllık ömre sahip “Holo” tasarım dilini, bilinen adıyla “Material” tasarımla değiştiriyor. Bu yeni estetik, belirli bir şekilde Android 5.0 Lollipop’da yer alıyor ve yakında Google’ın geride kalan ekosisteminin bütün parçaları da bu tasarımla giydirilecek.

Bize sorarsanız, uygulamalar ile OS arasındaki bu tutarlılık oldukça önemli, özellikle Material’ın Holo’dan daha temiz ve renkli olduğunu düşünürsek.  Google, bu uyumun görsel armoniyi doğurduğunu düşünüyor ve ona katılmadan edemiyoruz: İster Google’ın kendi yazılımlarını ister üçüncü parti uygulamalarını kullanın, evrensel bir tasarım dili, neyin nerede olduğuna dair yorucu süreci geride bırakmanıza yardımcı olacaktır. Çoğu uygulamanın birbirine benzediğini ve Lollipop’un ortaya çıkacak yeni özelliklerini hesaba katarsak, bu uyum sayesinde kullanıcılar sistemi daha kolay anlayacak ve ihtiyaçlarının karşılığını daha rahat bulabilecekler.

Bütünüyle, yeni tasarım dili üç parçaya ayrılabilir; görsel, etkileşim ve devinim. İlkiyle başlayalım. Material tasarım bir taklit olmasa da fikrin başlangıcı şu konsepte dayanıyor; kağıt ve mürekkep. Baskı tarzı tasarımı dokunsal yüzeylerle birlikte kullanmak, beynimiz için algılaması kolay bir yöntem. Araç çubukları, kağıt şeritleri halinde uygulamaların üstünde duruyor, aynı zamanda kartlar bir araya gelerek bir dikiş formuna dönüşüyor ve bir arada hareket edebiliyor. Aynı zamanda Google,  kartların, tuşların ve diğer elementlerin gölgeler ve aralık koyma yöntemiyle sayfanın üstüne taşınmasıyla bir derinlik ilüzyonu yaratıyor, ve bu sayede önemli içerik cama yakınlaşıyor. Ekranın bir yanından bir paneli çektiğinizde-bir kağıdı diğerinin önüne çeker gibi- çalışan diğer uygulamaların üzerine geliyor.

 

 

Bu derinlik, kullanıcının kritik aksiyonlar alırken yeni elementleri ekleyebilmesine yarıyor. Örnek bir konsept olarak küçük dairesel bir ikon olan sarkaç hareketi tuşu, uygulamanın önünde durarak dikkat çekiyor. Bu tuş nitelikli bir hareketi temsil ediyor, örneğin; e-posta yazmak, Play uygulamasındaki çalma tuşu, bulut sisteminize dosya eklemek gibi. Ve kullanıcıya bir sonraki adımı işaret etmek için göze çarpıyor.

Renk ve tipogrofi burada yine önem kazanıyor. Material tasarım, app bar(bu bar’lar sayfayı aşağı scroll ettiğinizde kayboluyor)’dan fırlayıp ekranın üstüne yerleşen koyu ve dinamik renklere sahip. Renk paleti seçimi, her app’e kendine özgü dostane ve göze hoş gelen bir şekilde uygulanmış. Kullanıcıların çirkin gözüken bir uygulamadan güzeline bir anda sıçradıklarını düşünürsek, ilk izlenimin kritik olduğu su götürmez bir gerçektir.  Bu bağlamda tasarımcılar ayrıca Roboto fontunu yuvarlatıp genişleterek metinlere daha güzel bir görünüş kazandırmışlar. Material tasarımda kullanılan bu birbiriyle bağlantılı renk, ikon ve yerleşimsel öğeler, daha pozitif ve optimistik bir oluşum yaratmakta. Material tasarım doğası gereği aynı zamanda minimalist kalıyor, incelemenin ileriki bölümlerinde okuyacağınız gibi, Google’ın Lollipop’u tasarlarken en büyük amaçlarından biri de gereksiz çöplükten kurtulmaktı. İhtiyacınız olan şeyler kolay bir şekilde bulunup, çıkarılmak ve yerine konmak için her zaman ortada olmalıdır bu prensibe göre.

Tasarımla etkileşiminiz de tasarımdaki yerleşim ve renkler kadar önemli. Material tasarım sıkıcı ve donukluğun tam tersine “canlanmış” gibi. Her öğe dokunduğunuzda tepki veriyor, örneğin bir tuşa basıp basmadığınıza dair şüpheye düşmüyorsunuz çünkü tuşlara her dokunduğunuzda hafif bir dalgalanma efektiyle karşılaşıyorsunuz. “hamburger tuşu”’(üç çizginin üstüste geldiği ve yan bar’larla extra menüleri açan tuş)na basıp köşeden çektiğinizde bazen radyan bir dönüş yapıyor ve geri ok’a dönüşüyor ve bazı durumlarda kart ve listeleri yeniden düzenlediğimizde, öğeler sanki parmağınıza yapışmış gibi ekranda yukarıya çıkıyor.

Material tasarımın son parçası ise, görsellerin bir durumdan diğerine geçişini kapsayan “devinim”dir.  Bu animasyonlar, Google’ın deyişiyle fizik yasalarına bağlı kalan(scrollama ivmeyi yakalamak için biraz süre alıyor), düzgün kareografike edilmiş-dönüşümdeki her element, ekranda koordine edilmiş bir yol üzerinde sol üstten sağ alta doğru dışarı çıkıyor ya da ekrana dönüş yapıyor- ve rahatsız edici kesmelerle geri ileri gidişlerden çekiniyor. Bu prensibe göre her dönüşüm kademeli ve ustaca olmalı, yine de kullanıcı deneyimini yavaşlatmamalı. Fotoğraflar polaroid resimler gibi yavaş yava görünüp kayboluyor, kartlar ve chip’ler merkez noktalı bir başlangıçtan açılıp genişliyorlar. Bazı animasyonlar dikkat dağıtıcı olsa da, Material tasarımda kullandığım çoğu örnek, hızlı ve doğal olarak çalışıyor ve bu sayede açıkladığımız deneyim, kullanıcıya daha uzun sürede işleyecek bir süreç gibi gelmiyor.

 

 

Kullanıcı Arayüzü

Material tasarımı biraz kavradığımızı düşünerek, Lollipop’un fiili kullanıcı arayüzüne dönelim. Kurulum aşamasında yeni tasarım diline ait elementleri görebileceksiniz-ki birazdan değineceğiz-, ama ilk izleniminiz ana ekranın eski sürümden o kadar da farklılaşmadığı yönünde olacaktır. Yine aynı uygulama ekranı ve aynı durum çubuğu yerinde duruyor, fakat Google arama çubuğu Material tasarımı kullanıyor ve artık transparan değil, alltaki yumuşak navigasyon tuşları daha çok Playstation tuşlarına benziyor; sola dönmüş bir üçgen geriye dön komutuna, yuvarlak bir tuş “home button” görevi alırken, kare biçimindeki tuş da yeni çoklu görev menüsü “Overview” işlevini kazanmış.

Sağa doğru “swipe” etmek sizi Google Now’a ulaştırıyor. Eski görünüşünden bir şey kaybetmemiş olan Google Now’da, hatırlatıcılar ve ayarlar ekranın en altında yer almıyor bunun yerine sağa doğru bir “swipe” ya da sol üstte bulunan “hamburger” tuşuna basılarak ulaşılan bir menü bulunuyor. Bu da Google’ın arayüzdeki gereksiz karışıklığı temizleyip, arayüzü işletim sistemiyle daha tutarlı bir hale getirdiğine örnektir.

App menüsü işlevsel olarak aynı gözükse de, kendisine Lollipop görüntüsü kazandıracak yeni bir renge bürünmüş durumda. İkonlar artık transparan bir duvar resminin önünde değil, dijital kağıtlardan oluşan bir tabakanın üstünde oturuyor.

Daha önce dikey olarak scroll edilen uygulama değiştirici menü artık Overview’e dönüşmüş durumda, artık sadece uygulamaları değil, Chrome tab’lerini de listeleyen atlı karınca benzeri bir arayüz bu. Tarayıcınıza dönüp özellikle bir sekmeye gitmek yerine, Overview’i kullanabilirsiniz. Bunun bir çok kullanıcı için elverişli olduğunuz düşünüyoruz fakat bir süre sonra tarayıcı ayarlarından bu özelliği kapattık. Bunun iki sebebi var; bu özellikle Chrome’daki sekme seçici kapanıyor ve Overview’i kullanmak zorunda kalıyorsunuz. İkincisi de, bizim gibi bir çok sekmeyi bir arada kullanıyorsanız ki genelde 30 ve üzeri sekme aynı anda açık kalabiliyor, Overview üzerinde bu sekmeler arasından 2 gün önce açık kalmış bir uygulamayı bulmak zor olabiliyor. Neyse ki Google bize Overview’i nasıl kullanabileceğimiz konusunda seçenekler sunuyor.

Bildirimler ve hızlı seçenekler büyük bir menüde birleştirilmiş. Bu da ayrı ayrı kullanımdan çok daha temiz ve basit bir kurulum olmuş. Durum çubuğunu aşağı çektiğinizde, bidirimleri beyaz bir fonda siyah metinlerle görüyorsunuz, kanvas benzeri bir kağıt gibi; biraz daha aşağı çekin ve hızlı seçenekleri göreceksiniz. İki parmağınızla aşağı çekme “gesture”’u ile bildirimleri es geçebilirsiniz. Burada ekran parlaıklığı, WiFi, Bluetooth, el feneri, yön ayarları, uçak modu ve ekran dökümünün yer aldığı bir slider var, gün ve tarih en yukarıda kendi yerinde, pil yüzdesinin ve tüm ayarlar menüsünün tuşunun ve kullanıcı modlarının yanında yer alıyor. Ve siyah bir arkaplan yerine yeni menüler hangi ekran üzerinde çalışıyorsanız onun üstüne açılıyor. Bu tasarımı tercih ediyoruz çünkü bu sayede artık kim e-mail atmış diye bakınırken gerçekte kullandığımız uygulamadan çıkar gibi hissetmiyoruz.

Lollipop, genel olarak daha efektif ve işlerin yoluna girmiş olduğu bir işletim sistemi olmaya odaklanmış. Yazının geri kalanında bunu kanıtlayan farklı özelliklere değineceğiz ama bu konuda verilecek örnek olarak yeni Gmail uygulaması-ki kendisi artık Gmail olmayan ve Exchange hesapları da destekliyor- ndan daha iyisi olamaz. Bu konuda çok mutluyuz çünkü Yahoo hesaplarımızla ya da Exchange olsun, hepsini bir arada kullanabileceğimiz bir uygulama istiyorduk, en sonunda bu Material’den nasibini almış app ile ayrı bir e-posta client’ına gerek kalmadı.

Google, Material tasarım ile bir çok karışıklığı geride bıraksa da, yeni bir çok alanı da eklemiş durumda. Buna örnek olarak Messenger’ı verebiliriz, ki kendisi KitKat’den kaldırılmış olan bağımsız bir uygulamaydı. O zamanlar Google mesajlaşmayı Hangouts ile birleştirmeye çalışıyordu, bu sayede SMS/MMS trafiğinize çevrimiçi sohbetlerinizi ekleyebilecektiniz. Fakat herkes bu fikirden hoşnut olmadı. Ars Technica ile yapılan bir söyleşide Google, bazı operatörlerin bundan hoşnut olmadığından bahsetmişti.  Bu yeni uygulama temiz ve tatlı görünüyor lakin bunun bir yan etkisi var, o da Facebook’un mesajlaşma uygulamasıyla aynı adı taşıyor ve aynı mavi/beyaz renk uyumuna sahip. Ana ekranınızda bu iki uygulamayı ayırmayı unutmayın, yanlışlıkla biri yerine diğerini açmayın. Ya da Hangouts ile devam edin, hala SMS işlevselliğini koruyor.

Takvim uygulaması da Material tasarım makyajından nasibini almış, fakat bir kaç tuhaf değişiklikle birlikte geliyor. Telefon versiyonunda artık 7 günlük bütün bir haftayı aynı anda göremiyorsunuz, uygulama size 5 günlük bir liste sunuyor. İşin kötüsü, bu görüntüye zoom’layamıyorsunuz, bu da sizi aşağı/yukarı scrollamaya itiyor. Aylık görüntü teknik olarak yerinde duruyor, ama ekranın en üstünden aşağıya iniyor ve hangi günlerde toplantınızın olduğunu eskisi gibi göstermiyor. Tablet görüntüsü eski standart aylık ve haftalık görünüme sahip, yine de zoom’lama yapamıyorsunuz.

Ajanda görünümü-artık Schedule olarak anılıyor-ise en ilginç değişime sahip. Her randevu kendine ait renkli kartı alıyor ve takviminizdeki bir takım öğeler zamanla resimlenmeye başlıyor. Bir dişçi randevusu bardaktaki bir diş fırçasıyla, kuaför randevusu bir makasla, öğlen ya da akşam yemeği de çatal-bıçakla görsellik kazanıyor. Ve bu özellik, mekanın görselini ekleyen adresli randevulara kadar ileri gidiyor. Zeki bir özellik olduğu doğru fakat kendimizi gerçek bilgiden çok resme bakarken bulduğumuzdan biraz dikkat dağıtıcı olduğunu düşünüyoruz.

Ayrıca, uzun notlar içeren bir öğeye-misal bir konferans çağrısı içeren bir ajanda- geldiğinizde Material tasarım yüzünden daha çok scrolling yapmalısınız çünkü tasarımın temiz beyaz görüntüsü metinden çok yer kaplıyor. Uzun lafın kısası, takvim uygulaması bir çok taze yeni özellikle geliyor fakat kullanışlılığı hakkında bazı endişelerimiz mevcut.

 

 

Kurulum

Lollipop, yorucu ve sıkıcı olabilecek bir kurulum deneyimini hızlı ve keyifli bir hale getiriyor. Eğer bir Android cihazından diğerine geçtiyseniz, işletme sisteminin geri çağrılan uygulama, ayar ve kişisel seçeneklendirmelere yeteri kadar adapte olamadığını görmüşsünüzdür. Şimdi, Tap and Go adı verilen bir özellik sayesinde eski telefonunuz yeni telefonunuza hangi app’i yükleyeceğini, hangi duvar kağıdını kullanacağını ve ekran düzenini seçeceğini ve WiFi, lokasyon ayarları gibi diğer kurulum enformasyonunu verebiliyor. Her uygulama daha önce olduğu gibi Play Store’dan indirilebiliyor, ve tekrar log-in olmanız gerekiyor, ama en azından her şey tam olarak istediğiniz yerde kalıyor. Bu transfer Bluetooth ile gerçekleşiyor ve her iki cihazın da NFC ile birbirleriyle eşleşmeleri gerekiyor.

NFC’niz olmasa bile her şey kaybolmuş değil, sadece manüel geri çağırma seçeneğinden geçmeniz gerekiyor. Burada öncelikle Google hesabınızla giriş yapıyor ve hangi uygulamalarınızı geri çağırmak istediğinizi seçiyorsunuz. Ne yazık ki bu seçenek duvar kağıdınız ve ekran düzeninizi içermiyor, kendiniz yeniden ayarlamak zorundasınız. Yine de sunulan iki seçenek eski Android sürümlerinden çok daha iyi geri çağırma opsiyonları içeriyor. Daha önceki sürümlerde teker teker yıllar önce kullanmayı bıraktığımız uygulamaları yeni cihazımızdan silmek zorunda kalıyorduk, düşünsenize!

Bir kaç başka olay da yeni cihazınızı kurarken arkada sahne alıyor. Cihazınızın hücresel şebeke ya da WiFi’a bağlandığında ilk gerçekleştirdiği eylem sistem güncellemesi oluyor, bu sayede özel, hızlı sistem güncellemeleri taranıyor ve olası sistem hataları için bir önlem almış oluyor.

Android’in Lollipop’a eklediği en sessiz eklentilerden biri de, sistemin en önemli hatalarından birine işaret ediyor: önceden yüklenmiş operatör uygulamaları. Play Auto Installs adlı özellik, bu gereksiz uygulamaları kaldırmamıza yarıyor. Sistem kurulum esnasında takılı bir SIM kart keşfederse, bu sağlayıcıdan uygulamaları otomatik olarak indiriyor. Bu hareket mevzubahis uygulamaları Google Play’den ayırıyor ve bu sayede kolay bir şekilde istendiği zaman  kaldırılabilir hale getiriyor.

 

 

Bildirimler ve Kesintiler

Bildirimler menüsü fonksiyonel bağlamda değil, daha çok tasarımsal olarak değişmiş durumda, tabii bu hikayenin küçük bir kısmı sadece. Esasen Lollipop, özünde Android’de bildirimlerle etkileşime girme yolumuzu iyileştirmenin derdinde. Android 5.0’daki anahtar hedeflerden biri de günlük iş döngünüzü etkileyen dikkat dağıtıcı uyarıları elimine etmek ve çoklu görevlendirmeyi daha efektif kılabilmek. Ve bildirimlerle etkileşimimizi geliştirmek bu hedef için tatmin edici sonuçlar doğuran bir yol olmuş.

Telefonunuza bir çağrı geldiğinde, kullandığınız ekran yerine yeni bir ekran bir anda ortaya çıkmıyor, bunun yerine bildirimler banner’ının yukarısında, yanıtlama ve reddetme seçenekleriyle beliriyor. Mesajlar, alarmlar ve düşük bateri uyarıları da diğer bildirimlerin önceliklerinin addedildiği gibi aynı şekilde beliriyor. 

Bildirimler aynı zamanda kilit ekranında da yer alıyor. Bu pop-up uyarıları iOS’da yıllardır bulunuyordu ve Android geçtiğimiz versiyonlarında bildirimler çubuğuna kilit ekranından ulaşmamıza izin verse de bu yine de fazladan, gereksiz bir adımdı. Yeni bildirimler aynı zamanda hareket kazanmış durumdalar; yeni bir posta aldığınızda kilit ekranından ayrılmadan gelen postayı silebiliyor ya da yanıtla tuşuna basarak direkt posta yazım ekranına geçiş yapabiliyorsunuz. Bunun yanı sıra kilit ekranı widget’ları da yok olmuş durumda, biz nadiren kullanmış olsak da birilerinin buna üzüleceğine eminiz.

Fakat çoğu insan kilit ekranında hassas detayların gözükmesini istemeyebiliyor. Örneğin bir toplantıdayken masanın üstünde duran telefonunuza o anda hiç istemediğiniz bir mesajın gelmesi ve herkesin bunu görebiliyor olması pek hoş bir durum değil. Bu yüzden Android kilit ekranında bildirimleri kalkanlama seçeneğini getiriyor ve bu sayede yalnızca yeni bir mesaj ya da postanın sizi beklediğini görüyorsunuz. Aynı zamanda kilit ekranında hiç bir pop-up bildirimin gözükmemesi de bir seçenek.

Peki ya hiç umrunuzda olmayan bir sürü uygulamanın oradan buradan fırlayan manasız bildirimlerine ne demeli? Sana diyoruz Candy Crush! Önceki versiyonlarda uygulamanın ayarlarına ulaşıp, bildirim seçeneklerinden bu tercihleri yapmak zorundaydık. Ama artık bu sistem seçeneklerine eklenmiş durumda, karşınıza bir uygulama listesi çıkıyor ve buradan istediğiniz uygulamanın bildirim ayarlarını yapabiliyorsunuz.  Uygulamalara ait bir check listesi çok daha iyi olabilirdi aslında, yine de doğru yolda bir adım atılmış bu konuda. Ayrıca, böyle bir listenin olmayışının sebebi bir yerde bloklamak dışında da bildirimler için bir çok farklı seçeneğin varolması. Hangi uygulamanın bildirimlerinin öncelikli olacağını seçebiliyor, uygulamaları beyaz listeye alabiliyor ve bu sayede rahatsız etme modunda da onlardan bildirim almaya devam edebiliyorsunuz.

Aslında Google buna “Rahatsız Etme” yerine Lollipop’da  “Interruptions”(Kesintiler) olarak isim vermiş. Ve yine ekol bir özelliğe imza atmış. Yaklaşık olarak bütün mobil platformlarda bu özellik mevcut ve bu işlevi gören bir çok üçüncü parti uygulama bulunuyor. En sonunda Android de bu konuda kendi  işletim sistemine özgü bir kaç özel dokunuşla kendi adımını atıyor.

Her daim karşımıza çıkan rahatsız etme modu özellikleri burada: yinelenen bir ajanda kurabilir ve kimden çağrı alıp almayacağınıza karar verebilirsiniz. Bu aynı zamanda çağrıları, mesajları ve etkinlik/hatırlatıcı bildirimlerini sessize almanıza yarıyor. Bu harika özellik sayesinde kendi uyku düzenine göre farklı günler ve zamanlar için ayarlamalar yapabiliyorsunuz. Misal biz ofisçe pazartesi akşamları coşmayı seçiyoruz. Yerseniz.

Şimdi o özel dokunuşlara geçelim. Telefonunuzun sesini ayarlarken, “none”, “priority” ve “hepsi” gibi seçenekleri göreceksiniz. Bu hangi tip “Interruption”’lara izin vereceğinizi seçmenize yarıyor. Diyelim ki bir toplantıya gideceksiniz, “none”’ı seçerek bütün bildirimleri kapatabilir ya da “priority”’i seçerek belirlediğiniz kişilerden çağrı/mesaj/posta alabilirsiniz. Ve bu iki seçeneği de seçerken bu modda ne kadar kalmak istediğinizi de belirliyorsunuz, bu sayede cihaz tercih ettiğiniz zaman dilimi sonrasında normal düzenine dönüyor. 

 

 

Kilit Ekranı

Bildirimleri incelerken kilit ekranıyla ilgili bir takım bilgiler vermiştik, fakat kilit ekranının kendisine tam olarak değinmemiştik. Kilit ekranına ilk başta alışmak biraz zor gelebilir çünkü bir bakıma Material tasarımın basitliği ve görsel ipuçlarıyla çelişen bir yapıya sahip. Stok KitKat’da ekranın alt merkezinden her hangi bir doğrultuda swipe ettiğinizde kilidi açabiliyordunuz, Lollipop’da ise en alttaki ikondan yukarı doğru swipe etmek durumundasınız. Kamera ve çağrılara ulaşmak da karmaşık aksiyonlara örnek olabilir: kamera ikonu yine sağ alt köşede, ama açmak için sağa yatay olarak swipe etmelisiniz, aynı işlemin tersi çağrılar için geçerli. Kamerayı kilit ekranından her açma denememizde ikonu alışkanlıktan yukarı doğru swipe ederek ana ekrana ulaştık örneğin.

Aynı karışıklık bildirimleri aşağı doğru swipe ettiğinizde de baş gösteriyor. Özel bir kartı hafifçe aşağıya çektiğinizde, kart kendisine eklenmiş detayları çıkartıyor, bıraktığınızda eski haline dönüyor. Aşağı doğru çekmeye devam ederseniz saat kayboluyor ve bildirimlerin tüm listesi bütün ekranı kaplıyor; daha önde saklı duran kartlar göz önüne geliyor ve aşağıdaki bir tuş ile hepsini temizleyebiliyorsunuz. Aşağı swipe etme özelliği alıştıkça kullanışlı hale geliyor fakat ilk başta biraz zorluyor çünkü eylemin sonuçlarına işaret eden bir öğe bulunmuyor. Eğer Lollipop’u ilk defa kullanıyorsanız, orada olduğunun farkına bile varmayabilirsiniz.

Ayrıca, kilit ekranı widget’larının Lollipop’da var olmadığını görüyoruz. Önceki Android sürümlerinde de pek kullanmamıştık, ama bu yine de iş akışınız için dikkat etmeniz gereken bir nokta olabilir.

 

 

Performans Geliştirmeleri

Nexus 5’de bu bir sorun değildi fakat KitKat sürümüyle çalışan Nexus olmayan cihazlarda-örneğin Moto X-  hands free olarak çalışan “OK Google” ses aktivasyonu kullanılamıyordu. Lollipop bu özelliği, ekran kapalıyken kilit ekranında da kullanılabilir hale getirerek bir adım öteye taşıyor. Teknik olarak Google, bu dijital sinyal işlemcisine sahip olan bütün telefonların bahsi geçen işlevden faydalanacağını belirtiyor, ne yazık ki buna Moto X dahil değil, sesle komut vererek cihazı aktive edemiyorsunuz.

Android cihazınızın performansını artıran işletim sistemine gömülü daha bir çok özellik bulunuyor. İlk olarak, Lollipop 64-bit uygulama ve mimariye( ARM’nin bazı versiyonları, x86 ve MIPS) optimize edilmiş durumda.  Bu özellik, telefonunuz bahsi geçen donanımlara sahip değilse de, cihazlar ve uygulamaların zaman ilerledikçe 64-bit’le uyumlu olacağını düşünürsek yakında büyük bir önem kazanacak. Google, yerel(gapps) ve Java dilindeki uygulamaların da 64-bit desteğine sahip olduğunu belirtiyor.

En başta pek bir önemi olmayacak, yazılımcı topluluğunun vites artırıp uygulamalarını bu destekle yazmaya başlamaları uzun bir süre alacaktır. Günümüzde hiç bir mobil cihaz 4GB Ram’den daha fazla belleğe sahip olmadığı için 64-bit desteğinin henüz pek bir anlamı bulunmuyor, ama bu günler geldiğinde Android hazır olacak. Yine de 64-bit desteği bundan ötesine dalalet ediyor.  Öncelikle chip’lerin bir dönüşte işleyebilecekleri veri boyutu artacak ve bu gelişme chipset geliştiricileri(örneğin NVIDIA ve Qualcomm) için ilham verici bir duruma dönüşecek, hem silicon’larını daha yüksek kapasiteye taşımak hem de chip’lerini daha güçlü ve efektif hale getirmelerini sağlayacak. Başka bir deyişle 64-bit desteği iyi bir haber fakat şu an sadece büyük bir yapbozun parçası halinde.

Şimdilik 64-bit chip’lerin tadını çıkaramıyor olsanız da, Android’in yeni İşleyiş Süresi(ART)’nde genel olarak bir performans artışı göreceksiniz.  Kısaca, işleyiş süresi Android’in geliştirici kodunu çalışan bir uygulamaya dönüştürmesidir ve bu şimdiye kadar Dalvik adı verilen eski bir JVM(Java Virtual Machine) üzerinden gerçekleşiyordu. ART ise KitKat’da test formundaydı fakat Lollipop’da varsayılan olarak geliyor ve Google ART’yi bu sefer daha da geliştirdiğini söylüyor. Google, ART’ye geçişle birlikte gelecek dört katlı hızlanmayı şu şekilde vaadediyor: Uygulamalar daha hızlı ve tepkisel olarak çalışacaklar, bu arada daha az pil tüketecekler, bunun yanında cihazınızın sabit diskinde daha çok yer kaplayacaklar.

ART’deki güç verimliliği, Google’ın Volta olarak bilinen son projesinin sadece bir parçası. Jelly Bean’den beri Android takımı OS’lerin her sürümünde zayıf noktaları adreslemek ve kullanıcı deneyimini geliştirmek için bir proje hazırlıyor; Project Butter sistemin daha pürüzsüz çalışması için çalışırken, Project Svelte OS’i düşük donanımlı cihazlarda daha iyi çalışır hale getiriyordu. Project Volta ise Lollipop’un büyük onarım ve tamir aracı olarak pil ömrüne odaklanıyor.

Volta proje takımı, cihazın pilinin hızla tükenmesinin sebebini analiz etmek için büyük zaman harcadı ve sistemde düşük verimliliğe yol açan bir çok bölgeyi bu sayede temizlemiş oldu. Çözüm ise, arkada çalışan yavan uygulamaları toplayıp, cihazınız bir şebekeye bağlı olmadığında rutin bir ağ görevi için uyanmamasını söyleyip, durumu yeni bir pil istatistik takipçisine ilave ederek sağlanıyor. Ayrıca Samsung ve HTC cihazlarında da benzeri bulunan, pil ömrü ’in altına düştüğünde veri ve performasını artırmak için bir çok aktiviteyi sınırlayan bir pil koruyucu özelliğini içeriyor. Bunun yanısıra cihazınızı şarj ederken, pilinin ne kadar sürede tamamen dolacağını gösteriyor.

Lollipop ayrıca OpenGL 3.1 ve Android genişletme paketiyle birlikte geliyor, bu iki öğe gelişmiş 3D grafiklere daha çok fonksiyon kazandırmayı hedefliyor. Bu da cihazlarınıza gelecek yeni görsel efekt setleriyle konsol kalitesinde bir 3D oyun deneyimi yaşamanızı sağlayacak.

 

Güvenlik

Google, Android için geliştirdiği her güncelleme ile işletim sistemine yeni güvenlik özellikleri ekliyor. Bir çoğu da sistemi kötü niyetli saldırganlardan bir adım öteye taşımak için geliştirilen hafif arka uç iyileştirmeleridir. Lollipop,  SELinux Enforcing modu gibi buna benzer bir çok arkaplan yaması ile birlikte geliyor.  Bu mod durmaksızın sistemi ve uygulamaları gözlemleyerek cihazınızda bir sorun oluşmamasını sağlıyor. Ayrıca Lollipop cihazınız otomatik olarak şifrelenmiş durumda(yeni cihazlarda bulunan bir özellik bu, Nexus 5 ya da 7’niz varsa şifreletmeniz gerekiyor). Yine de bu tarz özellikler oldukça kullanışlı bulduğumuz bazı zekice hazırlanmış kullanıcı etkileşimli halleriyle birlite gelmekte.

Birinci örneğimiz olan Smart Lock, güvenilir bir Bluetooth cihazın- akıllı saat/kulaklık/hoparlör seti vs.- bir tasdik formu olarak hareket etmesine izin veriyor. Cihaz ve aksesuarın arasında 10 metrelik bir mesafe bulunuyorken cihazınızı açmak için bir şifre ya da PIN girmenize gerek kalmıyor. Eğer bir akıllı saat alma planınız varsa, bu özellik iyi bir bahane olabilir.

Lolllipop, arkadaşlarınıza cihazınızı emanet edeceğiniz zamanlar için bir Guest(Ziyaretçi) moduyla birlikte geliyor. Ziyaretçi sizin özel bilgilerinize ve telefonla yaptığınız hareketleri görmeden cihazı kullanabiliyor. Bunun yanısıra artık telefonlar da tabletler gibi çoklu kullanıcı desteğiyle birlikte geliyor. Bir admin olarak diğer kullanıcılar için gelen mesaj ve çağrıları kapatabilyorsunuz. Bu özellik, cihazınızı çocuğunuza emanet ederken oldukça faydalı olabilir.  Ayrıca her kullanıcı kendi alanını yönetebiliyor, kendi istediği uygulamaları indirebiliyor ve profillerini belirledikleri şifrelerle kilitleyebiliyorlar. Ayarlarda yaptığınız değişiklikler ise bütün kullanıcıları etkiliyor, bir kullanıcı WiFi’a bağlıyken, diğer kullanıcıya geçişte WiFi bağlı kalıyor örneğin.

Diyelim ki çocuklarınızın telefonunuz üzerinde kendi hesaplarını olmasından rahatsızsınız. Bu durumda da belirlediğiniz bir uygulamayı bir şifreyle kilitleyebilirsiniz ve çocuğunuz oynadığı oyundan çıkıp telefonda başka uygulamalara giremez, misal patronunuzu arayamaz. Pin’lemek istediğiniz uygulama içindeyken Overview’e girin ve orada yüzen pin tuşunu seçin. Pin’den kurtulmak için geri ve Overview tuşlarına aynı anda basmanız yeterli.

Üzerinde hiç bir geliştirme yapılmamış üç senelik bir aradan sonra Face Unlock(yüzle kilit açma), en büyük düzeltmesini Lollipop’la birlikte ediniyor. Adı da Trusted Face olarak değişmiş durumda ve ICS ile ilk defa hayatımıza girdiğinden beri barındırdığı bazı hataları da gidermek derdinde. Daha önce, ekran görüntüsünün sunumu için telefonun sizi hatırlaması gerekiyordu. Trusted Face ile siz bildirimleri okurken kamera yüzünüzü inceliyor ve yukarı doğru swipe ederek kilidi açarken hazır hale geliyor. Peki ya özelliğin işini doğru yaptığını nereden biliyoruz? Bu göstergenin başarılı olduğunu ilk başta görmek zor, fakat kilit ekranının alt kısmına yeteri kadar yakından baktığınızda buradaki ikonun cihaz yüzünüzü tanıdığında değiştiğini görebilirsiniz. Sizi tanımadığı durumda da yukarı doğru swipe edin ve PIN’inizi girin, artık içeridesiniz.

 

 

Diğer Özellikler

Android 5.0’da çektiğiniz fotoğrafları RAW(ham) halinde saklayabiliyorsunuz. Bu format ile çektiğiniz her fotoğrafın ufaltılmış .JPEG yerine tam, sıkıştırılmamış halini diskinizde tutabiliyorsunuz. Bu özellik, görsellerinizi Photoshop ya da Lightroom ile manipüle etme niyetindeyseniz faydalı oluyor, daha çok profesyonel fotoğrafçılar için geliştirildiğini söyleyebiliriz. Bir fotoğrafın ham haliyle 15MB yer kaplayacağını düşündüğümüzde bu özelliği kullandığımızda kısa sürede disk alanının dolacağı aşikardır.  Ayrıca şu anda bu özellik saf olarak aktif değil, geliştiricilerin bu fonksiyonu aktif edecek bir uygulama yazmalarını beklemek durumundayız. Play Store’da henüz bulunmasa da şimdilik web üzerinden açık kaynak olarak geliştirilen “L Camera” adındaki uygulama ile bu özelliği kullanabiliyoruz.

Bununla birlikte, yeni yerleştirilmiş USB ses desteğiyle birlikte, Lollipop üzerinde çalışan cihazınız bundan sonra mikrofon, kulaklık, amfi, mikser gibi profesyonel ses ekipmanlarıyla bilikte çalışabiliyor. Bu özellik genel kullanıcı için kritik bir gelişme olmayabilir ama özellikle bugüne kadar ses kayıtlarında en iyi seçenek olan iOS’u kullanan sanatçılar için önemli bir yenilik olduğu şüphesiz.  Bu ayrıca üreticilerin gün geçtikçe 3.5mm yerine USB girişini kullanan kulaklıklar üreteceğine de bir işaret oluyor. Bir çok sanatçı ve prodüktör için başka bir iddia da eş zamanlı olarak müzik işleme becerilerini etkileyen Android’in “ses gecikme” problemiydi. Lollipop gecikmede büyük bir azaltmayı gerçekleştirerek geliştiricilerin bundan faydalanacağı iyileştirilmiş uygulamalar üretmelerini sağlayacaktır. Ayrıca en sonunda 8 kanallı miks desteği, 5.1 ve 7.1 uyumluluğuyla birlikte geliyor.

Son ve en önemsiz olarak, Google’ın son Android paskalya yumurtası bir … Flappy Bird klonu. Harbiden! Renk değiştiren lolipopu aşağı çekin, lolipoplar arasında yolunu bulmaya çalışan bir Android’e dönüşecek. Yeterince garip olarak, orijinal oyundan çok daha zor bir uygulama bu. En yükses skorumuz ofisçe 6 şu anda. Aşağılamayın işimiz gücümüz var sonuçta bizim de.

Toparlamak gerekirse

Android 5.0’ı geliştiren Google karşısında etkilenmemek elde değil. Google, sadece yeni bir tasarımı tanıtmakla kalmamış, aynı zamanda Android deneyimini güçlendirecek bir çok yeni özelliği de OS’ine getirmiş durumda. Lollipop, performans ve pil ömrüne getirdiği bir çok içgüdüsel bildirim ve gelişme, zekice hazırlanmış güvenlik özellikleri ve daha iyi uygulamalar için geliştirici araçlarıyla birlikte geliyor. Android’in bu güne kadar gerçekleştirdiği en büyük iyileştirmelerden biri ve cihazınız en nihayetinde güncellemeyi aldığında beklediğinize değecek.

2
like
0
love
0
haha
0
wow
0
sad
0
angry