Her Tasarımcının Düştüğü En Yaygın 4 UX Hatası

Her Tasarımcının Düştüğü En Yaygın 4 UX Hatası


Bir tasarımcı olarak sizden beklenen şey imkansızı başarmanızdır. Önünüze gelen her proje için de karşı tarafın beklentisi nettir; inanılmaz karmaşık bir işleyişi ele almak ve ondan basit, kullanışlı ve aynı zamanda güzel bir sonuç çıkarmak. Eğer bu işi iyi kotarabiliyorsanız da kendinizi rock yıldızı zannedersiniz.

Bu yüksek beklentileri karşılayamadığımız zaman da kendimizi yenilgiye uğramış gibi hissetmemiz normaldir. Tasarımcılar, doğaları gereği mükemmeliyetçi insanlardır ve işlerine en büyük eleştiriyi de yine bizzat kendileri yaparlar. Bu yapılan hataları da kişisel algılayıp her şeyi berbat ettiklerini düşünebilirler.
 
Ama bu şevk kırıcı anlar, eğer onları doğru bir şekilde algılamayı başarabilirseniz, gelişmeniz ve ilerlemeniz için inanılmaz birer fırsata dönüşebilirler. Size küçük bir sır verelim mi? Yaptığınız bazı hataların sorumluluğu tam olarak size ait değildir. Her ne kadar cezasını tek başınıza çekseniz de.

Burada sahip olmadığımız şey, insana dair bilgidir.

Kimse yanlış anlamasın bir tasarımcı bir projeye el atarken asla o işi eline yüzüne bulaştırmayı amaçlamaz. Hatta genellikle bunun tam tersi gibi bir durum söz konusudur. Tasarımcı dediğin detayların üzerinde durur; çoğu insan için bir şey ifade etmeyecek noktalar için kafa patlatır ve çoğu tasarımcı detaylara gösterilen özenin ne kadar önemli olduğunu iyi bilir.
 
Zaten sorun burada değildir. Sorun tasarımcının bilmediklerindedir. Çalışmalarına ne kadar büyük bir etkisi olacağını bilmediğinden göz ardı ettiği düşüncelerdir.
 
İster mektepli ister alaylı olun, sanatınız için her zaman çabalamanız gerekir. Tasarımın prensiplerini öğrenmek ve anlamak zorundasınız mesela. İletişimi, görselliği ve renk dinamiklerini iyi kavramalısınız. Ama yine de bir şey eksiktir.
 
Burada eksik olan şey, insana dair bilgidir. Tasarım okullarında, insanlar üzerine çalışın demezler. Bir tasarımcı sanatına hakim olabilir, estetik anlayışa sahip olabilir ama aldığı eğitim ona insanlara dair derin bir çalışma/pratik yaptırmaz.
 
Bu noktadaki anlayış eksikliğimiz de bir bilgi boşluğu oluşturur. Bu boşluk da tasarımlarımızı etkiler ve bizi inanılmaz genel ama beklenmeyen kullanıcı deneyimi hataları yapmaya iter.
 kullanıcının her şeyi bildiğini varsaymak

1.UX HATASI: TASARIMCILARIN, KULLANICILARIN GENELİNİN HER ŞEYİ KENDİLERİNDEN DAHA İYİ ANLADIKLARINI DÜŞÜNMELERİ

Tasarımcılar mantıklı insanlardır. Kullanıcı arayüzleriyle çok zaman geçirdikleri için de web üzerinde işlerin nasıl ilerlediğine dair bilgi sahibidirler.
 
Bu yüzden de her zaman sağduyularıyla hareket ettiklerini düşünürler. Oysa bu sağduyu değil, sadece ortak bilgidir. Örneğin; kullanıcı arayüzleri üzerine çalışılan bir ortamda yaşadıkları için, diğer insanların da bu bilgilere sahip olduğunu varsayarlar.

Tasarımcı, profesyoneldir. Kullanıcı mı? Pek sayılmaz. Bu nedenle de tasarımcıların kullanıcılar hakkında doğru olduğunu varsaydığı aşağıdaki maddeler, kullanıcı deneyimi açısından çok hoş sonuçlar doğurmazlar.

Kullanıcı;
 
  • Neyi soracağını bilir.

  • Kontrol arayüzünü hemen kavrar.

  • İkon, sembol ve logoların anlamlarını bilir.

  • Karşısındaki tasarıma bir anda bütün ilgisini verebilir.

  • Kendisine verilen talimatları okur ve onlara uyar.

  • İstediği şeyi nasıl bulacağını bilir.

Sorunu görebildiniz mi? Bu varsayımlar aslında oldukça mantıklı sayılır. Çoğu tasarımcı da bunlara göre hareket eder. İşte, sorun da burada yatar. Ne yazık ki bu varsayımlar gerçeği yansıtmamaktadır.
 
Gerçekte olan biten ise neredeyse aşağıdaki gibidir:
 
  • Cahil ve bilgisiz olabilirler.

  • Kontrol arayüzleriyle ilk defa karşılaşıyor ve nasıl kullanılacağını bilmiyor olabilirler.

  • Görseller karmaşık gelebilir.

  • Bir kısmı aynı anda birkaç işi bir arada götürmeye çalışan, kısa zamanı ya da kaynağı olan kesimde olabilir.

  • Talimatları uygulamayı reddedebilirler.

  • Neyle karşı karşıya olduklarının pek de farkında olmayabilirler.

Bir tasarımcının görevi, karşısına aldığı kullanıcı sürüsünü inceltip doğru yolda gütmektir. Tasarımcı, seçtiği kullanıcıları bir yola sokmalı ve onları yolun sonuna kadar götürebilmelidir. Geri kalanlar ise kapıyı arkalarından kapatıp çıkabilir.
 kullanıcılar için tasarlamak her zaman doğru değildir

2. UX HATASI: KULLANICI İÇİN TASARLAMAK

Kullanıcı için tasarlayın. Size kullanıcı için tasarlayın dedim! Bu tavsiye yıllardır tasarımcıların kulaklarında yankılanmaktadır. Tasarımcılara, kullanıcıların ihtiyaçlarına odaklanmaları salık verilir. Tasarımlarını bu ihtiyaçlar çerçevesinde yapmalarının doğru olduğu öğretilir.
 
Pek de doğru bir fikir değil sanki.
 
Nedeni ise tavsiyelerin rastgele oluşudur. Kullanıcı dediğinizde kast ettiğiniz kişilerin hedef kitle olup olmadığından emin olamazsınız. Tasarımınızla haşır neşir olan kişilerin her zaman arzu ettiğiniz kullanıcılar olacağını da söyleyemeyiz.
 
Google’ı örnek alalım. Dikkatlerinin büyük bölümünü kullanıcılara veriyorlar. Peki onlar için kullanıcı neyi ifade ediyor? Araştırmacıları tabii ki. Milyar dolarları ve sonsuz zamanı; araştırmacılar için daha iyi bir arama motorunu daimi olarak geliştirmek için harcıyorlar.
 
Tek kullanıcıları da araştırmacılar değil tabii ki. Şöyle bir sıralama yaptığımızda aşağıdaki maddelere geliyoruz:
  • Reklamcılar: Google, reklamcıların onlara ne verilse kabul edeceklerini bilir. Yayıncıların ve reklamcıların nasıl bir web istediğini bildirir. Google’la bozuşup da kendi yolunuzu çizmeye karar verirseniz, cezanızı çekersiniz.

  • Botlar: Google, robot dediğimiz insan olmayan sahte kullanıcıları sert bir şekilde engeller. Bu da milyonlarca yalancı pozitif araştırıcının bloklandığı anlamına gelir.

  • Dolandırıcılar: Google, aldatıcı siteleri engeller. Hani bilgisayarınıza siz istemeden uygulamalar kuran ve cihazı formata sürükleyen siteler var ya, onlardan bahsediyoruz.

  • Araştırmacılar: Siz, biz, hepimiz. Google, parasını siteye girip bir şeyler arayan insanlardan kazanır. Google’ın reklamlarına tıklayanlar da uygulamaları kullananlar da indirenler de araştırmacılardır. Google’ın hedef kitlesi onlardır.

Google, kendi hedefleriyle örtüşmeyen kullanıcıların UX sürecini mahvetmek için elinden geleni yapabilen bir firmadır.

Google’ın kullanıcı deneyimi tamamiyle kendi kullanıcılarına odaklanmış durumdadır. Firmanın kullanıcılardan dışladığı botlar ve dolandırıcıları ise UX odaklanması sürecinde dışarıda bıraktığını da belirtmek gerek.

Eğer aramaları spam’leyen bir reklamcıysanız, Google icabınıza bakacaktır. Eğer arama sonuçlarından içerik ayıklayan bir bot’sanız Google sizi bloklayacaktır. Google, kendi hedefleriyle örtüşmeyen kullanıcıların UX sürecini mahvetmek için elinden geleni yapabilen bir firmadır.

Tabii ki, kullanıcı için tasarlayın derken aslında hedef kitlenin kastedildiğini biliyoruz; ama çoğu tasarımcı açısından bu söylem eksik kalmaktadır.

not enough friction

3. UX HATASI: YETERSİZ FRİKSİYON

Tasarımda friksiyon, çalışmayı hazırladığınız süre içinde bir ögeye dair direniştir. Kullanıcı bazen “oraya” tıklamak istemeyebilir yani.
 
Tasarımcılar, kullanıcı friksiyonunun kötü olduğuna inanırlar. Eğer doğru şekilde tasarlamazsak, kullanıcılar da bizim istediğimiz şekilde hareket etmezler diye düşünürler. Bu da biraz korkutucu bir düşüncedir.
 
Fakat bütün web sitelerinin friksiyonlara ihtiyacı vardır.
 
Müzik dinlerken ses çok yüksek gelirse ne yaparız? Sesi kısarız değil mi? Aynı şey friksiyonlar için de geçerlidir. Friksiyon bir yerde ses seviyesini ayarlayan mekanizmadır. İstediğiniz kullanıcılara erişmek için açıp kısabilirsiniz.
 
Daha iyi anlatmak için örneklere başvuralım.
 
  • Craigslist: Site aynı reklamı 50 kere vermenizden nefret eder. Ghosting ile friksiyon yaratırlar. Spam yaparsanız ya da aynı reklamı defalarca verirseniz siz farkında olmadan ilanınız kullanıcılardan gizlenir.

  • Google: Kendisine saygı duyulmasını ister. Yukarıda da belirttik, sıra dışı davranışlar sergilerseniz sonuçlarına katlanırsınız. Uyarıları dikkate almazsanız bloklanırsınız, olur biter.

  • Quora: Bir soru-cevap sitesidir. Çok basit bir politikaları var, o da kullanıcılarının nazik ve saygılı olmasını beklemek. Bu prensibe uymayanlar uyarılır, bloklanır ya da ban’lanır. Sistemleri kullanıcı deneyimini en üst seviyede yaşatmak adına tasarlanmıştır.

Friksiyon tasarımcılar için bir problemdir. Böyle bir ayar düğmesini nasıl düzenleyeceklerini bilemezler genelde. Bu da ya her şeye tepki verdiklerini ya da daima suistimale uğradıklarını düşündürür.
 
Peki bu durumda ne yapmalı?
  • İletişim sayfasına captcha formları yerleştirmek

  • Belirli süreçler için fazladan adımlar ekleyerek kullanıcı sayısını azaltmak

  • Birbirini tamamlayan görsel ve metinler kullanarak uzun sayfalar tasarlamak

  • Fazladan form kalemleri kullanmak ve bu şekilde kullanıcının ilgisini azaltmak

  • Tasarımınızın teklifine herkes ulaşamasın diye yeteri kadar form kalemi kullanmamak

  • Stok fotoğraf ve görseller kullanmak da anlam ve önemi düşürür. Bu sayede kullanıcı direnişi artacaktır.

Friksiyonlar türlü boyut ve şekillerde var olmaktadır. Ama nedense çoğu tasarımcı bunları kullanmaktan kaçınmaya devam eder.

kendi bildiğini söyleyememek

4. UX HATASI: PATRONUNUZA İSTEDİĞİNİ VERMEK

Bu hatayı yapmamak için yürek yemeniz lazım. Ama sözümüze gelirseniz de çok daha önemli bir şeye ulaşacak ve hedefinizi açık bir şekilde görebileceksiniz.
 
Tasarlamaya çalıştığınız parçayı ele alın, neyi başarmaya çalışıyor? Düzenlediğiniz web sitesinin hedefi ne?
 

BU SORUYA KESİN BİR CEVAP VERMEK ZORUNDASINIZ

Neden mi? Patron, komite, bir müşteri ya da başka biri sizi bu hedeften saptırmaya çalışacaktır. Daha da kötüsünün ne olduğunu siz de biliyorsunuz. Bunda hemfikir olacaklardır.

Deneyiminiz size bu sürecin iyi bir sonu olmadığını söyler. Eğer onlara istediklerini verirseniz işler planlandığı gibi gitmeyecektir. Fena çuvallayabilirsiniz. Burada patronla anlaşmak kolaydır. Şunu düşünerek işin içinden kolayca sıyrılabilirsiniz: sözleşmeyi imzalayan onlar, ben sadece bana söyleneni yapıyorum.

KENDİNİZİ İFADE ETMENİZ ÖNEMLİDİR

O istemese bile patronunuz için savaşmanız önemlidir. Eğer müşteri kendisine zarar verecek bir şey istiyorsa, bu konudaki endişenizi dile getirin. Kötü haberleri verin yani. Ortaya çıkacak kötü sonuçların farkında olmalarını sağlayın.
 
Kendini ifade etmeyen bir tasarımcının portfolyosu da vasat çalışmalardan ibaret olur.
 
Yine de çoğu tasarımcı suskun olmayı seçer. İşlerini kaybetmekten, kariyerlerine zarar vermekten korkarlar. Aslında susarak yaptıkları da aynen bu yolda ilerlemekten başka bir şey değildir. Bu yanlış tercihler de portfolyolarına yansıyacaktır. Kendini ifade etmeyen bir tasarımcının portfolyosu da vasat çalışmalardan ibaret olur.
 
Peki ya o hayalinizdeki markalar ne yapar? İşlerinizin vasat olduğunu görürler. Bu tür hatalarınız çoğaldığı zaman da portfolyonuzda artık gizlemesi zor bir leke yaratmış olursunuz.

YA BU HATALAR KONUSUNDA YAPACAĞINIZ BİR ŞEY YOKSA?

Planlama ve tasarım kararlarının çoktan verilmiş olduğu bir ekipte çalışıyor olabilirsiniz. Ekibinizle iletişime geçin. Sağlam kanıtlarla fikrinizi sunun. Bunun için analiz, rapor ,araştırma ve veri toplamayı kullanabilirsiniz. Sonra da kararı verecek mercilere durumu iletin. İmkansız gibi görünüyor olsa da aslında adım adım ilerleyerek çözebileceğiniz bir durum bu.
 
Şunu unutmayın, siz bir profesyonelsiniz. Başkalarının göremediği UX hatalarını bulacak araçlara da sahipsiniz. Karmaşık olanı basit ve güzel kılmak sizin elinizde.

 

 
3
like
1
love
0
haha
0
wow
0
sad
0
angry

+ Henüz yorum yapılmamış

Yorum yap