Rock Off Müzik Festivali

Rock Off Müzik Festivali


Bimilim Tasarım Ofisi, içindeki metalciyle yüzleşti.

2-3-4 Ağustos 2014 tarihlerinde, Maçka Küçükçiftlik Park’ta gerçekleşmiş Rock Off Müzik Festivali sağ olsun, ofisçe kendimizden geçme şansı bulduk.

Dream Theater’ın bünyemizde yarattığı etkinin üstünden 2 gün geçmemişti ki, tekrar Maçka’daydık. Bu sefer tam teçhizatlı fotoğraf ekibimiz de gün boyunca yaptığı çekimlerle daha iyi bir deneyim yaşamamızı sağladı. Ekol fotoğraflarımız için scroll’lamaya inanın.

Ofiste geçirdiğimiz zamanı hesaplarken, bir günün 24 saatten daha uzun olabileceğini gördük. Bu süre zarfında da Bimilim saat hesaplamalarına göre günde bi’ 5 saat Megadeth dinlediğimiz söylenebilir. Belki de bu yüzden Rock Off bizim için çok önemliydi.

Cumartesi, pazar ve pazartesi günlerini kapsayan etkinliğe, mesai saatleri sonrasında katılabildik ne yazık ki. Bu yüzden öğle vakti çıkan birçok yerli grubu kaçırmış olduk. Knight Errant, Metaroth, Ayşe Saran, Murat İlkan ve Yunan grup Above Us the Waves’e özrü bir borç biliyoruz.

Tarihsel olarak bakalım neler yaşadık neler gördük;

2 Ağustos Cumartesi

 

İlk gün, o gün de yaptığımız mesai sonrasında Haggard’ın performansının sonlarına yetişebildik. Ofis olarak cumartesileri büyük bir sevinç ve coşkuyla çalıştığımızı zaten biliyor olmalısınız. Haggard, her zamanki gibi sahneye kamyonla adam yığmıştı. Hem kulağa hem de göze hitap eden performansları çok kafa şişirmeden sona erdi.

Haggard’dan sonra sahne alan Stratovarious, power metalin 00’lerdeki gözde gruplarındandır, adlarına yakışır bir performanstı. Destiny ile bitirdikleri setlist, Timo Tolkki’nin gitarı ve Timo Kotipelto’nun kadife sesiyle değer kazanırken, tepemizde kara bulutlar toplanmaya başlıyordu.

 

Saatler yavaş yavaş HIM’’i gösteriyordu ki, yağmur başladı. Başta; “Abi biraz ıslanırız ne olcak yææ” diye takılıyorduk. Sonra giderek hızını artırdı yağmur. Daha da artırdı. 1 buçuk saat aralıksız yağan yağmur, bizi suya çevirdi. Tersine evrimle balığa dönüşmeye başlayan Ajans Başkanımız’ı endişe ve kederle izliyor, anlam veremediğimiz coşkusuna ortak oluyorduk.

Bütün bunlar olurken bir anda HIM sahneye çıktı. Onları beklemiş kalabalığa harika bir yarım saat yaşattılar.

Performansın kısalığının sebebi bilinmez lakin Ville Valo’nun karizması ve ses sisteminin yağan yağmura rağmen mükemmelliği inanılmaz anlar yaşamamıza yol açtı. İlk gün bitiminde ofisçe, kurumak için evlere dağıldık.

.

3 Ağustos 2014

İkinci gün de programa Murat İlkan ile dahil olduk. Yıl içerisinde çıkarmış olduğu solo albümle de ses getirmiş olan eski Pentagram solistinin sahnedeki son dakikalarına yetişmiş olmak üzücüydü.

Sonrasında sahneye, yüzleri hayvan kanıyla (temsili canım) boyalı Turisas çıktı. Finlandiyalı folk/power metal grubu özellikle seyirciyle çok iyi iletişim kurdu ve kitleyi coşturmayı iyi bildi. Festivalin ilk wall of death’i Turisas’a nasip oldu hatta. Kanlı canlı viking metalin böylesine pek alışık değildik biz pek ama olsun.

Sıra power metalin son 10 yıldaki en iyi frontmanlerinden biri olan Jorn Lande’ye geldi. Kendi adını verdiği grubu Jorn, seyirci ile çok münasebet kurmadan 1 saati, şarkılarını dan dun çalarak geçirdiler. Seyirci Turisas’ta yakaladığı coşkuyu kaybetmişti ne yazık ki.

2. günün headliner’ı Amon Amarth sahneye çıktığında, kalabalık en sonunda bir metal festivalinin hakkını verecek türden coşkuyla grubu karşıladı. Bazı gruplar sahnede daha bir büyüyorlar, Amon Amarth da onlardan biri. Grubun da bu performanstan keyif aldığı; seyirciyle iletişimlerinden ve vücut dillerinden belli oluyordu. Johan Hegg ve dadaşları, viking metali bütün ihtişamıyla sergilediler. Gerçekten de festivalin en “pis metal” performansıydı. Dövüşeni güreşeni boldu, müdahil olmak istedik fakat başkanımızı ve ofisi düşündük, kimseyi üzmek istemediğimiz için pogoya neyin bulaşmadık. Çünkü Bimilim bazen değil her zaman önemlidir.

4 Ağustos 2014

3. güne diğerlerinden biraz önce başlayabildik. Festivalde hiç baştan sona yerli metal grubu izleyememiştik, günün anlam ve önemi biraz da bu oldu bizim için. Bu toprakların sesi dediğimizde, aşırı öksürten bir dal Anadolu sigaranın yanı sıra, Mekanik ve Murder King’in adları da ileride çok anılacak gibi.

Öğleden sonra yükselmiş hava sıcaklığı ve nem bizi yıldıramazdı, çünkü Mekanik sahnedeydi. Eski kafa thrash metali, hem görünüş hem de müzik tarzı olarak benimsemiş olan grubun performansı kafa kopartan cinstendi. Bu sene çıkarmış oldukları ilk albümlerini ofisçe hatim etme kararı aldık.

Sıradaki yerli grup Murder King ise daha güncel ve erişilebilir olan sound’larıyla gerçek bir profesyonellik örneği gösterdiler. Saygı duyulası bir performanstı, hem etkileşim, hem de söylemleri açısından. Gurur duyduk.

Saatler ilerliyor ve heyecan artıyordu. Sahnede Fransız progresif death metalin en iyi temsilcisi Gojira vardı bu kez. Tek kelimeyle mükemmeldi. Maçka’yı avuçlarının içine aldılar ve 1 saat boyunca bırakmadılar. Moshpitler, kafa sallayanlar, pogo yapanlar, sahneye aval aval inanamayarak bakanlar falan derken 1 saat çabucak geçti.

Ve en sonunda Megadeth sahne aldı. Festivalin en büyük grubu, tam zamanında, şimdiye kadarki konserlerinde olmayan sahne ekranlarıyla çıktı.”Hangar 18” ile başladılar ve yaklaşık 2 saat boyunca kelimenin tam anlamıyla, yardırdılar!

Dave Mustaine, izlediğimiz bütün Megadeth konserlerindeki en pozitif ruh haliyle sahnedeydi. Seyirciyle diyaloğa girdi, arada kendi kafasına göre muhabbetler yaptı. Dünyanın en öfkeli adamlarından biri için ilginç bir performanstı gerçekten. Son çıkardıkları “Super Collider” adlı albümden sadece bir şarkıyı, Kingmaker’ı çaldılar.

“In My Darkest Hour”, “Trust”, “Tornado of Souls”, ”Skin O’ My Teeth”, “She-Wolf” gibi klasikler ardı ardına geldi. Biste Holy Wars’u da icra edip gittiler. Bizi de mest ettiler tabii ki.

Rock-Off sonrasında, ofiste kas gevşetici kullanımındaki ani artış ve geçici duyma kaybı yaşayan çalışanlarımızın serzenişleri gibi sorunlarla yüzleşiyoruz bu günlerde.

Pişman mıyız? Tabii ki değiliz.

0
like
0
love
0
haha
0
wow
0
sad
0
angry