Sinematografide renk kullanımı ve duygularımız üzerindeki etkileri

Sinematografide renk kullanımı ve duygularımız üzerindeki etkileri


Ne zaman bir Micheal Bay filmi izlesek genelde midemiz bulanmış bir şekilde salonu terk ederiz. Bunun sebebi de berbat hikaye anlatımının yanı sıra genellikle yönetmenin kullandığı renk paletiyle ilgili oluyor.

Ne yalan söyleyelim, hayatta çok az şey bize iyi bir filmden aldığımız anlık hazzı ve mutluluğu verebiliyor. Kendini kanıtlamış sinefiller olarak ofisçe hepimizin yıllar içinde takipçisi olduğu favori yönetmenleri var. Bu yetenekli adamların ortak özelliklerinden biri de renkleri kullanırken yarattıkları eşsiz görsellik oluyor. Ama onlardan biri var ki kendisi konu hakkında inanılmaz bir yeteneğe sahip: Wes Anderson.

Wes Anderson’ın filmlerini ya çok seversiniz ya da filmlerden nefret edersiniz; fakat bir gerçek vardır ki yönetmenin renkleri ele alışı bir başkadır. Anderson’ın çektiği her filmde belirli bir renk paleti kendini yapımın arka planı, kostümleri ve setler derken tamamına yakınında gösterir ve Anderson sahnenin ruh halini değiştirmek istediğinde renklerle daha baskın bir şekilde oynar. İzleyicinizin bir plan karşısında korkmasını mı istiyorsunuz? Maviyi basın. Peki romantik bir sahne mi mevzu? Bolca kırmızı ve pembeden faydalanın, gibi örnekler verebiliriz.

Renk düzeltme ile filmin tamamına aynı görünümü verebilirsiniz. 

Günümüzde film yapımının giderek dijitale dönmeye başladığını düşündüğümüzde, vermek istediğiniz duyguyu istediğiniz gibi seçebiliyorsunuz. Aşağılarda The Verge’ün videosunda da renk kullanımının film yapımında nasıl etkileri olduğunu örneklerle sergileniyor. İzlemiş olduğunuz meşhur korku filmlerini gözünüzün önüne getirin, bütün yapıma hakim olan renk sizce neydi? Eğer korku klasiklerinden birini izliyorsanız -burada örneğimiz Suspiria olabilir- kırmızıya bulanmış bir görüntüyle karşılaşabilirsiniz; fakat Insidious gibi güncel yapımlarda mavinin ağır bastığını göreceksiniz.

Bu tarz renk tercihlerinin zaman içerisinde değişiklik gösterdiğini söyleyebiliriz. Trendler de yıllar içerisinde farklılaşıyor, aslında biraz da sinir bozucu bir durum değil mi? Hangi janrda olursa olsun bir sinema yapıtını ortaya koyarken yazılmamış bazı kurallar olduğunu düşünün. Bu kurallardan biri de türlere uygun renk tercihleri yapmanız gerektiğidir. Bu da renk düzeltmenin olumsuz bir tarafıdır. Birkaç tıklamayla filtre ekleyerek ya da renk paletini değiştirerek elinizdeki filmin tamamına aynı renk dokusunu kazandırabilirsiniz. Coen kardeşlerin “Neredesin Be Birader?” filmine bu konudaki en iyi örneklerden biri olduğu için teşekkür edebiliriz.

Korku filmleri için mavi kullanımına örnek olarak; The Ring

 

 

Bilim kurgu ve sıradışı olacak her türlü tür için yeşilin tercihine dair örneğimizde Fight Club

 

 

Disütopik bir dünyayı ya da kıyamet sonrasında geçen bir yapımda kullanılan grinin baskın olduğu örneklerden biri olabilecek Oblivion‘dan bir kare;

 

 

Eğer aktörlerinizin arka planın önüne çıkmasını istiyorsanız ortalığı mavi ve turuncuyla kaplayın.

Her şey için -ve bunu derken gerçekten her şeyden bahsediyoruz- her zaman güvenilir mavi ve turuncu kombosu emrinize amadedir. Mavi ve turuncu, renk tekerinde birbirinin zıttı konumundadır ve bazal insan derisi tonu turuncuya yakındır, buna çikolata renkli aktörler de dahil. Fona mavi tonlarında güzel bir gölge verin, oyuncunuzu da öne alarak üzerine turuncu bir parlaklık ekleyin; kendisi artık sahnenin merkezindedir. İizleyici gözlerini ondan alamaz. Bu gerçekten bahsetmişken bizlere Kırmızı Ayakkabılar’ı sunan Jack Cardiff’in sinemaya hükmettiği yılları da yad etmeden olmaz tabi.

 

 

Aşağıdaki videoda dijital olarak yapılan renk düzenlemesinin sahneler üzerinde nasıl bir etki yarattığını iyice görebilirsiniz. İşin komik tarafı da şu ki The Verge’deki arkadaşlar bu konuda pek de başarılı olamamışlar. Her sahnede müziği de değiştirdikleri için renk kullanımındaki farklılıklar o kadar da çarpıcı gelmemiş olabilir. Keşke sadece tek bir müzik kullansalardı ya da sessiz bir video yapsalardı diye hayıflanmakta haksız sayılmayız. Neyse, izleyin bakalım ve yorumlarınızı da bizimle paylaşmaktan çekinmeyin!

 

 

1
like
0
love
0
haha
0
wow
0
sad
1
angry