TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi Tanıtım Filmi

TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi Tanıtım Filmi


Türkiye’de 80’lerin sonu, 90’ların başında çocuk olmak kadar gurur verici bir şey yoktur herhalde. Sadece o yıllarda doğmuş olmanın; özel televizyonlarla, uzaktan kumandayla, tetris’lerle, bilgisayarla ve internetle tanışan ilk neslin bir parçası olmanın; gelişen teknolojilerle birlikte lise yıllarında sahip olunan ilk cep telefonunun ve dünyanın nasıl değiştiğine tanık olmanın verdiği hissi, zamane çocukları nereden bilebilir?

Gelişen teknolojilerle değişen dünya demişken… Bütün bu toplumsal ve ekolojik evrime tanıklık ederken olan biten hakkında bize kılavuzluk edenler sadece ebeveynlerimiz ve öğretmenlerimiz değildi.

Hafızalarını biraz zorlayanlar, o dönemlerde oldukça popüler olan Bilim Teknik ve Bilim Çocuk dergilerini hatırlayacaklardır. Şaşkınlık ve merakla neyin, neden, nasıl olduğunu daha iyi öğrenmek için sayfalarını çevirdiğimiz bu dergi, bir nesli bilimle buluştururken geleceğin mucitlerinin yürek ve zihinlerine de bilginin ışığını dolduruyordu.

TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi Tanıtım Filmi

Lise çağlarında Bilim Teknik’e geçiş yapanların kocaman gözlük camları arkasında parlayan gözleriyle hazırlandıkları özel sınavlar; hepimizin gözünde saygın, değerli bir marka algısı oluşmasında önem taşıyordu. “Soruları bu sene TÜBİTAK hazırlıyormuş!” korkusuyla hazırlandığımız lise ve üniversite giriş sınavlarında da adını bolca duymaya başladığımız bu ulvi kurumla tekrar karşılaşmak için önümüzde uzun yıllar vardı.

Çok duygusal girdik değil mi? Geçtiğimiz yaz TÜBİTAK’la çalışacağımızın haberini alınca tüylerimizin neden diken diken olduğunu, yaşadığımız heyecan ve coşkunun sebebini anlatmak istedik sadece. O günlerde TÜBİTAK’ın yayımladığı dergileri karıştıran çocuklar olarak bugün onlar için işler çıkarıyor olmanın verdiği onurla bu satırları yazıyoruz.

TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi -kısa adıyla TÜBİTAK MAM- yüzölçümü, barındırdığı enstitüler, çalışan sayısı, teknolojik ve üretimsel donanımlar gibi özellikleri açısından Türkiye’nin en büyük, dünyanın da en önemli araştırma merkezlerinden biri konumunda. Kurulduğu tarih olan 1972’den beri, öncelikle Marmara Bölgesi olmak üzere tüm Türkiye’nin en önemli bilim insanlarının değerli projeleriyle ülkemize ve dünyaya teknolojik yenilikler kazandıran bu merkezin tanıtım filmini çekecek olmak, bizim için çok özel bir şeydi. TÜBİTAK MAM’ın ülkemiz için önemini yansıtacak bir çalışma gerçekleştirmek için kolları sıvadık.

TÜBİTAK MAM ve enstitüleri hakkında detaylı bilgi vermeden önce, dilerseniz müşterimizle birlikte büyük uğraşlar vererek hazırladığımız tanıtım filmine bir göz atın;

TÜBİTAK MAM’ın tarihine baktığımızda karşımıza çıkan ilklerden feyz alarak hazırladığımız konseptte; merkezin bugüne kadar geliştirdiği önemli ve büyük projelerin yanı sıra, ülkemizde ve dünyada teknolojiyi kullanarak geleceği nasıl değiştirdiğinin altını çizdik. “Daha iyisini nasıl yaparız?”ın cevabını vermek için gecesini gündüzüne katarak proje ve ar-ge faaliyetleri geliştiren TÜBİTAK MAM’ı enstitü bazlı anlatmanın daha iyi olacağına karar verdik.

Yola koyulduğumuzda yaz mevsiminin sonlarındaydık ve Marmara Araştırma Merkezi, 7 Enstitüsü’yle birlikte bizleri bekliyordu. 2 günlük keşif gezisi sonrası plan programımızı TÜBİTAK MAM yönetimi ve enstitü yetkilileriyle birlikte hazırladık ve çekimlere başladık.

İlk durağımız, 5 ayrı strateji birimine sahip Çevre ve Temiz Üretim Enstitüsü oldu. Yoğunlukla devlet kurumlarına ait yürüttüğü projelerle Türkiye’nin Avrupa Birliği standartlarına uyum sürecinde ihtiyaç duyduğu çevresel çalışmaları gerçekleştiren enstitüde, önemli çalışmaların altını çizecek planlara yöneldik.

Hassas alanların belirlenmesi projesiyle, yeraltı sularını atık su ve gübrelerden kaynaklanan kirlilikten korumak için araştırmalar yapılıyor. Endüstriyel atıkların geri kazanımı projesiyle ise zeytin sektörü atıklarının yönetimi sağlanıyor. Kirliliğin giderilmesine yönelik yapılan önceki çalışmalar, günümüzde kaynağın üretimine doğru gelişmiş durumda.

Enstitü bünyesinde yer alan Marmara Araştırma Gemisi’nde yaptığımız çekimler sırasında da geminin kıyı sularımızı güvence altına alan projelerine tanıklık ettik.

Daha iyi bir dünya için çalışmalarına durmadan devam eden Çevre ve Temiz Üretim Enstitüsünden sonra çekimlerimize Enerji Enstitüsü ile devam ettik.

Mevcut teknolojilere göre daha verimli ve çevre dostu bir üretim kaynağı sağlayan gazlaştırma teknolojisinin geliştirildiği enstitüde, pilot tesisler yardımıyla TRİJEN projesi kapsamında zengin yer altı kaynaklarımız sıvı yakıta dönüşüyor.

Sürdürülebilir Enerji ve Altyapı Sistemleri olan MİLRES ve MİLGES ile Milli Hidroelektrik Santrali MİLHES’te geliştirilen yenilenebilir enerji teknolojileri geliştiriliyor. Ayrıca enstitü bünyesinde bulunan elektrot üretim hattında hayata geçirilen ileri teknoloji enerji depolama sistemleri, enstitünün öne çıkan projeleri arasında.

Geleceğin enerji üretim teknolojileri arasında yer alan ve bor mineralleri ile çalışan ilk otomobil olan “Bor-Mobil” ile sürdürülebilir enerji hakkında yapılan araştırmalarla geliştirilen elektrikli araç altyapı sistemleriyle birlikte Türkiye’nin ilk 0 yerli elektrikli lokomotifi “E-1000”, TÜBİTAK MAM’ın geleceğe umutla bakmamızı sağlayan projeleri arasında yer alıyor.

Yaşamın şifresini çözebilmek için biyoteknolojiden faydalanan Gen Mühendisliği ve Biyoteknoloji Enstitüsünde, bulaşıcı hastalıklara karşı modern tedavi yöntemleri milli grip aşısı projesiyle geliştiriliyor; ayrıca enstitü sayesinde kanser tedavisinde kullanılan biyobenzer ilaçlar artık ülkemizde üretilebiliyor.

Türkiye’nin ilk antikor üretiminin gerçekleştirildiği enstitüde gen aktarımı, klonlama ve kök hücre alanında yürütülen çalışmalar da öne çıkıyor.

Gıda teknolojisi, güvenliği, mikrobiyoloji, yeni ürün geliştirme, beslenme ve fonksiyonel gıdalarla ilgili araştırmaların ve üretimin yapıldığı Gıda Enstitüsü; Türkiye’deki ilk akrediye GDO analizleri laboratuvarı ve son teknoloji araştırma laboratuvarlarında yapılan 300 tip analizle alanında öncü bir kuruluş.

Türkiye’de çay üretimi konusunda bütün yetkinliğe sahip olan kurum, bünyesindeki akredite gıda analiz laboratuvarları ve pilot tesisi ile birlikte ülkemizde çay üretimi konusunda en çok proje geliştiren kuruluş. Çaykur’la yürütülen çalışmalarda ürün geliştirme ve kalite iyileştirme yapılıyor. Gezdiğimiz ve çekimlerini yaptığımız pilot tesise hayran kalmamak elde değildi açıkçası.

Güvenli kayısı kurutma işlemi, ihracata yönelik ürünlerin kalite ve güvenliğinin iyileştirilmesi, Türkiye’de ilk defa gıdada değerli bileşiklerin saflaştırılması ve ticarileştirilmesi gibi konular, enstitünün öne çıkan projeleri arasında.

Kimya Teknolojileri Enstitüsünde gerçekleştirdiğimiz çekimlerde, 0 yerli olay yeri inceleme malzemeleri ile Emniyet Müdürlüğü için üretip hayata geçirdikleri diğer projelerin yanı sıra, katma değeri yüksek bor türevleriyle ilgili yaptıkları araştırmalar sonucu bor kaynaklarının değerlendirmesi üzerine yürüttükleri projeler oldukça ilgimizi çekti.

Geleceğin aydınlatma teknolojileri kullanılarak yürütülen OLED çalışmaları ile mükemmel ve sınırsız renklere ulaşmak da Kimya Enstitüsünün gerçekleştirdiği projelerden biri. Medikal tekstil sektöründe Türkiye’de bir ilk olan, tamamı yerli ve çok fonksiyonlu hammaddeden fıtık yaması üretimi de öne çıkan projelerin başında geliyor.

TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi’nin faaliyete geçen ilk enstitüsü olan Malzeme Enstitüsünde; özellikle savunma ve havacılık sanayisi için geliştirilen projeler sayesinde Türkiye’de türbin motorları için kristal kanat üretimi gerçekleştirilmiş durumda.

Türkiye’nin en gelişmiş dayanım testi laboratuvarında gerçekleştirilen yüksek enerjili darbe testleri ile bitmiş herhangi bir ürünün mukavemeti ölçülürken otomotiv ve havacılık sektörüne de fayda sağlanıyor.

Yine Türkiye’de bir ilk olan OLED ekran ve aydınlatma paneli teknolojisinin geliştirildiği laboratuvar da bu enstitüye ait. Bütün bunların yanına ilk milli terahertz görüntüleme sistemlerini de eklediğimizde Malzeme Enstitüsünün ülkemiz için ne kadar değerli olduğunu hepimiz görebiliyoruz.

Enstitüler arasında alfabetik sıralamanın kurbanı olarak filmde son olarak yer verdiğimiz Yer ve Deniz Bilimleri Enstitüsünde yapılan jeotermal enerjiye yönelik çalışmalarla, enerji kaynakları toplumun faydası için sürdürülebilir yenilikçi bir ekosisteme dönüştürülüyor.

Uzay jeoloji araştırmalarıyla faylar üzerindeki enerji birikimini inceleyen enstitü, her zaman tetikte olmamızı sağlarken aynı zamanda kentsel dönüşüm ve sismik tehlike hakkındaki araştırmalarıyla zemin ölçümleri yapıyor. Enstitüde, kentsel dönüşüme yönelik hazırlanan altlık haritalarla da imar planları için altyapı sağlanıyor.

Artçı depremlerin araştırılması ve takip edilmesi de enstitünün başlıca değerlerinden biri olarak göze çarpıyor.

7 enstitüyü ayrı ayrı anlatsak da bütün projelerin TÜBİTAK MAM çatısı altında geliştirildiğini unutmamak gerekiyor. Yenilikçi, çevreye ve topluma duyarlı, insana dokunan projelerle ilerlemenin kurum için ne kadar önemli olduğunu da yaptığımız çekimler sırasında bir kez daha görmüş olduk.

Öncelikle TÜBİTAK markasının, sonrasında TÜBİTAK MAM’ın değerini ortaya koymak ve toplumdaki algısını sağlamlaştırmak adına hazırladığımız bu filmin gerek çekimleri sırasında gerekse post prodüksiyon aşamasında bizden desteğini esirgemeyen TÜBİTAK MAM Pazarlama (İş Geliştirme) Bölümüne, enstitü çalışanlarına ve tüm ekibe teşekkürü bir borç biliriz.

Unutmayın, TÜBİTAK MAM ile daha iyisi mümkün!

Ve daha iyi mümkün konseptiyle örtüşen merkezin toplum algısı, farkındalık değeri ve tanıtımı için bir vitrin görevi gören www.dahaiyisimumkun.com‘dan girebileceğiniz mikro web sitesi de yayında! Anketi de es geçmeyin, o kadar uğraştık.

3
like
0
love
0
haha
0
wow
0
sad
0
angry